search instagram arrow-down

FR

Nice Okulu, ya da diğer adıyla bilinen Yeni Gerçekçilik, Nice Çağdaş Sanat Müzesi MAMAC’da, Nice Üzerine 1947-2017 adıyla açılan bir sergide boy gösteriyor. Müze ağırlıklı olarak  bu oluşuma ait yapıtları toplayarak koleksiyonlarını oluşturmaya başladığından ve bu oluşum doğal olarak coğrafi açıdan bu bölgede çalışmış, maddi ve manevi güç ve kaynaklarını burada bulmuş sanatçılardan oluştuğundan bu son derece doğal. Bu çalışma-ki aslında çalışma demek doğru olmaz, bir tanıma ve erginlenme süreci demek gerekir-bu sergi ve Yeni Gerçekçilik ile Fransız Riviera’sının ilişkilerini düşünmek, anlamak, sanat ve kültürün her dem içine gömüldüğü toplumsal eleştiri, sol siyaset ve sosyal sorumluluk çerçevelerine boş vererek, adeta bir tayfunun hemen arifesinde, taş taş üstünde bırakmayacak bir fırtınadan birkaç gün öncesinde, tinsel ve bedensel olanı zevkli bir füzyonla tüketmek amacını taşımaktadır. Okur varsa, bu blogda, bu bölümde yazan metnin sürekli görseller ve paragraflarla uzayacağını, genişleyeceğini unutmamalıdır. Yazan ve bakan erginlendikçe, bu bölüm de genişleyecek ve büyüyecektir.

Yazar, her girdisini (yazar okuyucudan bu tabir için post kelimesini kullanma izni istemekte ve okur olmadığından izni almış saymaktadır kendini) numaralandıracak, yapıtların altına da, yapıt hakkında bilgilendirici resimaltı notları ekleyecektir.. İleride bu numaraları ilişkilendirmeyi ummaktadır.

NÜ1-Serginin daha girişinde gezenleri karşılıyor Claude Gilli’nin 1965 tarihli Antibes Hatırası. Bu basit yapıt ahşap panel üzerine yağlı boya bir kompozisyon. Rölyef etkisi ikiye ayrılmış düzlemin üzerine ahşap panellerden kesilmiş formların boyanıp yapıştırılması ile oluşturulmuş; üzerinde geniş tacı olan bir ağacın yer aldığı tepenin yanında bir kadının silueti görülmekte.

IMG_5589

Küçücük bir detay bu indirgemeci yapıtın Riviera’ya özgü bir yaşantının, deneyimin, bölgenin doğası ve özgür yaşanan erotizmin, bellekte insanın içine işlemişliğiyle sınırlandırılarak çerçevelenmiş alanına doğrudan bir gönderme olduğunu gösteriyor: Ağacın tacı kısmen yapıtın ana çerçevesinin dışına çıkmaktadır. Başka bir deyişle bu yapıt tüm sıradanlığına karşın uslupçu bir yapıt, klasik biçimlerin modern ve indirgenmiş bir kopyası, veya kapitalist dünyanın popülist görünümlerine, ucuz biçimlerine, günlük yaşamın ticari öğelerine, afiş mantığına yaptığı referanstan fazlasıdır. Riviera’ya özgü bir yaşantının, deneyimin, bölgenin doğası ve bu doğanın ateşlediği, güçlendirdiği, kızıştırdığı, özgür yaşanan erotizmin ne olduğunu bilmeyene, belki de çok bir şey ifade etmeyecektir. Başka bir deyişle bu yapıt Barok bir kurgudur.

Sergi, benzer unsurlara sahip başka yapıtları da izleyiciye sunmakta. Yine Gilli’nin Lérin Adaları adlı yapıtı benzer bir yaklaşımı, benzer bir çerçeveleme olgusuna başvurmadan gerçekleştirmektedir.

IMG_5596 - Kopya

Bu adalar Cannes ile Golfe Juan arasında, Cap de la Croisette adı verilen burnun hemen açığında yer almaktadır. Adaların doğası, kıyıların doğasından pek de farklı değildir. O yüzden kişi denize doğru uzanıvermiş fıstık çamı dallarını, adaların siluetini ve ufuk çizgisini görünce, bölgeye aşina ise hemen empati kurar. Buradaki Barok kurgu, geleneksel şekilde çerçevelenmiş rölyefin monokrom olması ile ortaya çıkar. Zira bu edim, yapıtın afiş estetiği ve empati mekanizmasının dışındalığını yaratan bir karardır. Benzer hususlardan Lulu Manzarası ve Çiçekler için de söz edilebilir.

IMG_5638 - Kopya

IMG_5640 - Kopya

Buna göre “Gilles 1963’ten itibaren bu tarza yönelmiş, ahşap paneller üzerine, yine ahşap panellerden kestiği konturları boyayarak cennetvari manzaralar, çıplak kadın bedenleri, güneş şemsiyeleri, bulutlar, çiçeklerde oluşan komposizyonlar üretmişitir; ki, onun anlattığı  Cote d’Azur’ün mitolojisidir; bu mitoloji, bugün de yaşamaktadır”.

YNÜ1-Yeni Gerçekçilik Pop Art’mıdır?; ya da, aslen Pop-Art’dır da, başka bir özerklik mi kazanmaya çalışmaktadır?

Hayır, buna kesin olarak hayır diyebiliriz.

Nedeni basittir. Yeni Gerçekçilik Menton’dan St Tropez’ye uzanan Cote d’Azur’ün yaşam ritlerinden muhaf çok anlamlı olmayabilir; ya da, basit bir sanat tarihçisi beceriksizliğiye Pop-Art’ın basit bir tezahürü olarak görülebilir, vs… Domates çorbası konservesinin, Marilyn Monroe veya Elvis Presley’in kopya imgelerinin, ya da baskı resimli roman karelerinin bir daha ve bir daha devasa boyutlarda resmedilmesi entelektüel bir gösteridir; Barok bir gösteri değil… Gösterilen dizisi bir duygu aurasına genişletilse bile popülist öğelerin tarihselliği dışında anlamlı değildir. Oysa Yeni Gerçekçilik  Cote d’Azur’ün deneyimlenmesi ile Barok bir yapıtlar silsilesidir. Yeni Gerçekçilik. Kişi, bu deneyimlerin bütünü üzerinden yapıtları okuduğunda etik bir düzlem, romantik bir aura veya psikolojik bir bağlamın kurgulanmasına ilişkin farkındalığa erişebilir; ya da hemen tüm tatil psikolojisinin doğal sonucu olarak, son kertede nesne ve görünümler dünyasının dışına çıkarak, temelini, Akdeniz’in iklimsel ve fizikselsel bağlamlarında bulan, Arapça konuşulan bir alemden Roman dillerinin veya Yunanca’nın konuşulduğu coğrafyalara kadar bu ortak bağlamların içinde eriyen kültürel üst üste gelişlerde bulan bir hiçliğe ulaşabilir. Bunda şaşılacak bir şey yoktur.  Bu konuda pek çok örnek verilebilir.

MAMAC’ın zengin Yves Klein koleksiyonundan birkaç örnek de Nice Üzerine 1947-2017’nin kapsamına alınmıştır. Arman’ın çıplak bedeni üzerinden alçıyla alınmış kalıba dökülen bronzun üzerine kaplanan Klein Mavisi saf pigment ve sentetik reçine kaplı figürün varaklı pano üzerine monte edilmesiyle oluşturulmuş Arman’ın Rölyef Portresi, yine varaklı bir kompozisyon, Klein Mavisi ile kaplı masa küresi, küre ile poz veren Klein, ünlü atlayışını yapan Klein’ın fotografik imgeleri…

IMG_5658 - Kopya

IMG_5659 - Kopya

IMG_5828 - Kopya

IMG_5831 - Kopya

IMG_5830.JPG - Kopya

Klein hakkında daha ileride yazacağım; ancak burada Cagnes-sur-Mer’de, kıyı boyunda hiçbir yapılaşma ve yaşamın olmadığı dönemlerde, kumsalda tek başına yatarken içinde kaybolduğu Deniz ve Gök mavilerinin içinde kendi içine katlana katlana yalın, minimalist bir sanata ulaşan ve en sonunda yok olan Klein’ı anmakla yetinelim. Belki de bu Klein ile, fotoğraf tutkusunu sanata dönüştürürken eşine az rastlanır bir entelektüel boyut katan Sayda’lı Akram Zaatari’nin yapıtlarını da anabiliriz.

Zaatari’nin Barcelona MACBA’daki sergisine ait iki baskı var bu postta. İkisinde de deklanşöre basan adamın gölgesi, fotoğrafın nesnesi haline gelmiş. Sergi panolarında, “fotoğrafın ev ortamında kullanılışının henüz yeni olduğu dönemlerde, kareye fotoğrafçının gölgesinin düşmesinin çok sık rastlanan bir olgu olduğu ve Zaatari’nin çektiği fotoğraflarda bu gölgeye göre negatifleri keserek baskı yaptığı” yazmakta; “böylece çekilen ve çeken bir ve tek olmaktadır.” Bu ifade aslında eksiktir. Zaatari fotoğraf çekimini kendi üzerine katlamaktadır. Bazı örneklerde sadece zemin ve gölge görünmekte, bazılarında ise fotoğrafı çekilen (birilerinin ayakları, demiryolu, vs) kısmen görünmektedir. Bu kendi üzerine katlanma hali ile Mavi’nin içinde kaybolan Klein’ın yapıt ve eylemleri arasında hoş bir birliktelik yok mudur?

_MG_5989_2.jpg

_MG_5972_2

 

Bir Cevap Yazın
Your email address will not be published. Required fields are marked *

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: